Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu?

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

            Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çocukluk çağında sık karşılaşılan psikiyatrik bozukluklardan birisidir. Bu tanının konulabilmesi için belirtilerin 7 yaştan önce başlaması, günlük yaşamı etkilemesi ve süreklilik göstermesi gerekir. Bu durum erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür. Ege Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Eyüp Sabri Ercan’ın yaptığı araştırmaya göre "Okullarda, çocuklar, anne babalar ve öğretmenlerle değerlendirmeler yaptık ve 4 yıl sonunda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sıklığının, Türkiye'deki çocuklarda yüzde 12,7 gibi çok yüksek bir oranda olduğunu ortaya koyduk. İzmir'de 4 yılda tamamladığımız araştırmaya göre, Türkiye'de hastalığın görülme sıklığı, dünya ortalaması olan yüzde 5-6'ların çok üzerinde" olduğu bulunmuştur.

            DEHB üç farklı boyutta karşımıza çıkabilir. Bunlardan birincisi dikkat eksikliğidir. Çocuğun dikkati hemen dağılır bunun sonucunda da sık sık hatalar meydana gelir. Sınavlarda başarısız olmalarının nedeni zekâları ya da çalışmamış olmalarıyla ilgili değildir. Yanlış şıkkı işaretleme, sorunun yanıtını diğer sorunun altına yazma ya da kâğıdı düzgün kullanamadıkları için çeşitli hatalar yapmaları sık rastlanılan durumlardır. Dikkat eksikliği olan çocuklar, kendilerini belirli bir işe ya da aktiviteye vermekte zorlanır, başladıkları işi tamamlayamazlar ve günlük etkinliklerde unutkanlıklar meydana gelebilir. İkincisi ise aşırı hareketliliktir. Bu çocuklarda sürekli bir kıpırdanma ve hareket etme isteği, çok konuşma, eşyalara tırmanma, sakin biçimde oyun oynayamama gibi davranışlar görülür. Üçüncüsü ise dürtüselliktir. Sorulan sorulara tam bitmeden cevap verme, sonucunu düşünmeden koşma, itme ve çekme davranışı, sırasını bekleyememe, başkalarının sözünü kesme gibi davranışlar eşlik eder. DEHB olan çocuklarda yukarıdaki belirtilen belirtilerin birlikte olması gerekmemektedir. Bu nedenle bu bozukluğu üçe ayrılabiliriz. Dikkat eksikliğinin önde geldiği tip, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin önde geldiği tip ve birleşik tip olarak karşımıza çıkabilir. En sık karşımıza çıkan birlikte görülen tipidir.

            Bu bozukluk çocuğun yaş ve gelişimsel dönemlerine göre farklılıklar gösterir. Bebeklik döneminde huzursuzluk, gerginlik, kolay ağlama ve uyku sorunları görülebilir. Okul öncesi dönemdeki DEHB olan çocuklarda, dikkatsizlik, istekleri erteleyememe ve aşırı hareketlilik göze çarpar. Bu yaş grubunda tanı koyulurken dikkatli olunmalıdır çünkü çocuğun yaş dönemi göze alındığında bu yaş çocuklarının çoğu hareketlidir ve davranışları aynı olmayabilir. Okul dönemindeki DEHB çocuklarında evebeynlerin özellikle en şikâyet ettikleri yakınmalardan birisi ders sorunudur. Dikkatini derslere, sınavlara vermede ve ödev yapmakta güçlük, okul kurallarına uymama gibi davranış belirtileri gösterirler. Zihinsel kapasiteleri yeterli olsa bile ders başarılarının düşmesi belirgin olarak görülür. Sürekli hareketli olmaları ve bazı davranışları yüzünden eleştirilmeleri çocuğun benlik saygısını azaltır ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu durum akran ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir çünkü bu çocuklar oyunlardan çabuk sıkılır, sıra bekleyemezler, kurallara uymazlar. Ergenlikte görülen DEHB ise uzun bir süre belirli yerde oturabilmesine rağmen dikkatsizlik davranışı belirgin olarak görülür. Bu ailelerde çocuklarıyla, çatışmalar, olumsuz iletişim ve uyuşmazlık daha sık görülür. Kurallara ihlal etme sık karşılaşılır. Erişkinlikte görülen belirtiler ise, sık iş değiştirme, başarısızlığa tahammül edememe, evlilik sorunları, unutkanlık, ani öfke, hızlı karar verme ve zaman algısı gibi davranışlarda problemler görülebilir.     

            DEHB olan çocukların ailelerinde kendini suçlama eğilimi görülebilir. Nerede hata yaptıklarını ararlar, evebeynliklerini sorgulayabilirler. Bu yüzden DEHB’nun biyolojik nedenlerden kaynaklandığının ailelere söylenmesi önemlidir. Nörolojik ve genetik etmenler bozukluğun meydana gelmesinde rol oynar. Gebelikte kullanılan ilaçlar, zor doğum, beyin travması ve düşük doğum ağırlığı gibi nedenler DEHB çocuklarının öykülerinde görülmektedir.

            DEHB’ğunda işe yaramayan yaklaşımlar, çocuklara sürekli haydi demek, ceza vermek, sürekli söylenmek bu davranış üzerinde olumlu etki yaratmaz. Yapılması gerekenler ise; çocuğun enerjisini boşaltabileceği uğraşlar edinmesi, çocuğun yemek yeme, uyuma ve oyun saati gibi aktivitelerinin belirli bir düzene sokulması, aşırı hareketli olmayan davranışlarının ödüllendirilmesi, dikkat süresini arttıracak etkinlikler yapılması, okul ve aileyle iş birliği içinde olunması, iletişimde göz teması olması, olumlu davranışların pekiştirilmesi, katı kuralların olmaması, nefes egzersizlerin öğretilmesi gerekir. Özellikle okul dönemindeki çocukların öğretmeninin bu konuda bilgili olması, çocukla nasıl iletişim kurması gerektiğini bilmesi, sınıfta çocuğu rencide etmeden aralarında parola oluşturması gibi çeşitli ilişkilerin kurulması çocuğun okul başarısı üzerinde önemli rol oynar.

 

 

İZMİR TERAPİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK MERKEZİ

Görseller


Geri
Tüm hakları saklıdır. © 2016
izmirklinikpsikolog.com
eskişehir web tasarım