Deprem ve Psikolojiye Etkisi

DEPREM VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Depremin fizyolojik etkilerinin yanında bireyleri psikolojik olarak da olumsuz bir şekilde etkilediği gözlemlenmektedir. Birkaç dakika öncesinde kişiler normal hayatına devam ediyorken, bir anda olan sarsıntı ile her şey alt üst olduğunda kişilerin yaşadığı korku, güvensizlik, endişe daha sonrasında bireylerde travma yaratabilmektedir. Bu sürece kayıp ve yas süreci de eşlik ettiğinde, bireylerde patolojik rahatsızlıklar oluşabilmektedir. En çok karşılaştığımız patolojik rahatsızlıklar, akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, panik bozukluk, anksiyete bozukluğu ve normal olmayan veya uzun süren yas tepkisidir.  

AKUT STRES BOZUKLUĞU NEDİR?

Deprem anından sonraki 1 ay içerisinde akut stres bozukluğunu görebilmekteyiz. Uyku probleminin yoğun yaşandığı bu döneme, yoğun çaresizlik ve korku, deprem anını tekrar yaşayabilcek olma endişesi ve bundan kaçınmaya çalışmak akut stres bozukluğunun semptomları arasındadır. Bazı bireylerde, duygularını bastırarak dışarı aktarmadığı gözlemlenebilmektedir. Bu durumun birey psikolojisi açısından olumsuz bir durum olduğunu belirtmekte fayda var. Duygularını bastıran bireylerde ileriki süreçte daha şiddetli psikolojik rahatsızlıkların gözlemlenme ihtimali yüksektir. 

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE YAS SÜRECİ

Yaşanan travma sonrasında psikolojik olarak olumsuz etkilenmek beklenen durumlar arasında yer almaktadır. Ancak, normal olarak belirtilen süreçten uzun sürmesi ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi durumunda patolojik bozukluk olarak değerledirilmesi gerekmektedir. Travma sonrası stres bozukluğunda, psikoterapi ile pozitif gelişme sağlanabilmektedir. Travmalarda önemli olan, kişinin duygu boşaltımında bulunulmasıdır. Yas sürecinde de psikoterapi bu yüzden önemlidir. Bireylerin, yaşadığı kayıp ve ona hissettirdikleri hakkında konuşması psikolojik açıdan rahatlama sağlamaktadır. Yaşanılan kayıplar değişiklik gösterirken, yas sürecinin evreleri de buna göre değişebilmektedir. Yas dönemi 4 evreden oluşmaktadır. 

1.evre: Kişi bu dönemde hiçbir şey hissetmediğini söyler. Yaşananları olmamış gbi kabul eder.

2.evre: Tüm dikkati ölen kişiye yönelmiştir. Kişiyle ilgili anılarını kafasında tekrar tekrar yaşar. Birkaç ay sürebilmektedir.

3.evre: Ölüm gerçeği kabul edilmeye başlanmıştır. Anılardan uzaklaşır. Bu süreçte, iştahsızlık, uyku problemleri ve kilo kaybı yaşanabilmektedir.

4.evre: Yeniden yapılanma süreci. Üzüntü verici anıların yanına eğlenceli olanlar da eşlik etmeye başlamıştır. Ölen kişi artık her yönü ile zihinde yer etmeye başlamıştır. 

Yas evrelerinin sürelerinin değişkenliğini etkileyen ölümün ani veya beklenen olmasıdır. Yas sürecinin 1 yılı geçmesi ve kişinin kendine zarar verme gibi davranış durumları söz konusu olması normal olmayan yas süreci olarak değerlendirilmektedir. 

HABERLERİ NASIL TAKİP ETMELİYİZ?

Sosyal medya ve televizyonlardan deprem hakkında bilgi toplamaya veya gelişmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Fakat, her bireyin olaylardan etkilenme durumu farklıdır. Sürekli olarak yeni bir haber var mı diye kontrol etmek kaygılarımızı arttırabilir. Ölüm haberleriyle sıklıkla karşılaşmak, empati duygumuzun yoğunlaşması panik durumunu da tetikleyebilmektedir. Belirli saat aralıklarıyla haberleri kontrol etmek, sürekli depremden konuşmak stres seviyenizi arttırabileceği için sosyal medyayı birkaç saat aralıklarla kontrol etmek, sohbet ederken arada farklı konulardan konuşmak daha anlamlı olacaktır. 

 

M.BERK KARAOĞLU

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG- AİLE DANIŞMANI


Geri
Tüm hakları saklıdır. © 2016 - 2020
izmirklinikpsikolog.com
eskişehir web tasarım